Biz, acıyı yüzlerinde taşıyan kadınlar… Etekleri alacalanmış bir rüzgâr esti, bahar sabahlarına. Gece düşlerini sildi zihinlerden. Anlaşılmıştı dağların kara kaderi; vicdan kadar ağırdı, taşınmazdı, adı zamandı.
Gözlerinden sızıyorken yalanların Façası bozuk geceler üzerimde. Odamda aşk dökülmeleri. Beklemenin yağlı ilmek vakitleri... Sokaklarda yağmalanmış düşlerimden kalanlar. Hükmünü kaybetmiş sevişlerim.
Aşkı satan kadına çıkmışken adın… Yazgının uçurumundan, kadınlar düşüyor gecelerine. İhanet sancılarını topla bir bir, bahar dallarından. Kaç kere saplanacak içine daha? Aşkı satan kadına çıkmışken adın; çıkar bir bir batıklarını ki; varlığının hamuru toprak titresin.
Sana kurak toprağım, başka çiçek yeşermez artık… Kapım ardına kadar ihanete açılmış. Fütursuzca yerleşmiş aramıza, el yüreği. Tohumlarını yeşertmiş evimin orta yerine. Bana ayrık otu, sana gül dalı olmuş. Sen haz sularına başka bedenlerle dalarken, ben kendisine yol hazırlığında bir göçebeyim.
Şeytanın dulu adeta sevda Gülün solduğu yerden düşüyorum gecene. Tenhalığına süzülüyorum usulca. El değilim ya bastığın toprağa, el yordamıyla buluyorum seni. Uzanmışsın kimsesizliğe. Gözlerin ha kapandı, ha kapanacak karanlığa.
Her üşüme mevsimden değildir Bir hayat sakladım gözlerine, sakın kapatma gözlerini yüzüme. Yağmurda ıslanmış ahşap merdivenin kesif kokusu... İncir tadında bir hikâye. Gri kapıların ardına kilitlenmiş anılarımız.
Kanadınla ört beni... Birbirine tahammül edemeyen ve birbirinden nefret eden iki benliğim var şimdi. Bana yokluğunun gözlerinden bakıyor; o yaralı günlerim, patlayan yanardağlarım, göğsüme sıkışmış lavlarım.
…ve aşk cumhuri- yetinde tarih değişiyor Aşkın en kutsal haline adanmayı beklerken; sarıya dönmüş kızıl güller. Ateşe düştü verilmiş sözler. Hazan kokmuş sokaklar. Ve aşk cumhuriyetinde tarih değişiyor, Ağustos'un hazan saçlı bacısı tünemiş takvimlere. Eylül gelmiş...
Yüreğimizin sokakları birbirine karışmış… Yüreğimizin sokakları birbirine karışmış. Di’li geçmiş zaman hikâyelerinin ağdalı sözleri ve dillere destan bir başkentin debdebesi saklıyor köhneliğimizi. Yüreğimizin sokakları birbirine karışmış, tüm adreslerimiz tarumar..
Toplayın delik ceplerimde biriktire... Seyirlik duvarlarda her gece; gölge oyunları. Duvar yansımaları, dalga dalga gitmişler ki, epeyi olmuş onlar gideli. Hep biz sandığım oynaşlar; yalnız 'ben’mişim. Gün yüzünü dönmüş, rüzgâr nefesini üflemiş ve aydınlığın yönü değişmiş.