İstihdamı artıracak
yatırımlar lazım
Sevgili dostum, geçtiÄŸimiz günlerde bu sütunlarda gazeteci Mehmet Altan’ın yazısı üzerine kaleme aldığım cevap ve bu konudaki düÅŸüncelerimi dile getirmiÅŸtim. O gün söylediÄŸim gibi bugün tekrarlıyorum: Bingöl’ün asıl ihtiyacı olan ne havaalanıdır, ne baÅŸka bir ÅŸeydir. Bingöl’ün en büyük ihtiyacı, istihdam artırıcı yatırımlardır. Bunun için de yetkililer kolları sıvamalı, cumhuriyet tarihi boyunca yatırım görmeyen bu ilimizin geliÅŸmesi, iÅŸ imkânlarının artırılması için çalışmalıdırlar.
Konuyla ilgili haber ve yazı www.hurriyetport.com sütunlarında yer alınca dünyanın dört bir yanından büyük bir ilgiyle karşılaÅŸtı. İnan, bu kadar büyük bir ilgi görmesini sadece ben deÄŸil, bu güzel sitenin yöneticileri de beklemiyorlardı. Özellikle habere yazılan yorumlar beni çok mutlu etti. Bunları yazanların büyük bir kısmının Bingöllü olmadığını, ancak bir Bingöllüden daha çok ilimize sahip çıktığını gördüm ve kendileriyle temas kurdum. İşte onlardan birinin bana yazdığı mektubu seninle paylaÅŸmak istiyorum:
‘Åžirin ama bakımsız Bingöl’
“Merhaba Ramazan Bey, ÅŸu an kendisini Bingöllü gibi hisseden, aslında Ankaralı olan bir dostumla görüÅŸüyorum. Bana görev yaptığım Bingöl ve insanları hakkında ne düÅŸündüÄŸümü sorduÄŸunda ona ne söyleyeceÄŸimi bilemediÄŸim küçük bir an yaÅŸadım.
Ama kendimi, düÅŸüncelerimi dile getirmek konusunda sorumlu hissettim. Güzel ülkemin birçok ÅŸeyden mahrum kalmış bu ÅŸirin ama bakımsız Bingöl’ü hakkında benim söyleyeceklerim bitmedi. www.hurriyetport.com sitesindeki haberinize yazdığım yorumun tamamının yayınlanmaması üzerine size bu mektubu yazıyorum.
Yaklaşık dört yıldır burada görev yapıyorum. Zaman, zaman buraları terk edip gitmek istediÄŸimi de itiraf etmeliyim. Sakaryalı biri olarak yaklaşık 19 saatlik mesafede, ailemden uzak bir yaÅŸam sürdürmek, bazen inanın ki zor geliyor.
Sorun Bingöl’de görev yapmak deÄŸil elbette, sadece mesafeler ve idealler için verilen mücadelenin boÅŸa çıktığını görmek. Çalışmanın güzel bir uÄŸraÅŸ olduÄŸu, hem de dinimizin emirlerinden biri olduÄŸu unutturulmuÅŸ sanki buradaki insanlara. Sakın yanlış anlamayın, tabii ki, çalışan ve iÅŸini hakkıyla yapan insanlar var.
Bingöl’ü anlatan fıkra
Ama buralarda bir fıkra anlatılır; Bingöllü, Kayserili ve Karadenizlinin fıkrasıdır bu. Bunu anlatan arkadaşım da üstelik Bingöllü.
Üç arkadaÅŸ hayata gözlerini kapayıp ahrete intikal edince cennetin kapısındaki melek, içeri girebilmeleri için büyük bir para ister kendilerinden. Karadenizli hemen parayı verir ve cennete girer. Aradan uzun bir süre geçmesine raÄŸmen diÄŸer arkadaÅŸlarının gelmediÄŸini görünce, ne olduÄŸunu merak ederek kapıya döner. Kapıya yaklaÅŸtığında, Kayserilinin pazarlık yaptığını, Bingöllünün ise, devletten yardım beklediÄŸini görür.
Bu, neticede insanların gülmesi için anlatılan bir fıkra. Ancak benim bu fıkradan çıkarttığım en önemli sonuç; bölgede derhal istihdam olanakları yaratılarak, bu topraklarda yaÅŸayan insanlara yaÅŸamlarını asgari düzeyde de olsa sürdürecek imkânlar saÄŸlanması zorunluluÄŸudur.
Bingöl’ün bir ilçesinde yaşıyorum; sizinle paylaÅŸmak istediÄŸim bir ÅŸey de burada gerçekten elektrik veya su tesisatından anlayan birini bulmanın zorluÄŸudur. Sakın yanlış anlamayın, bence bunun da tek nedeni bir meslek lisesinin olmayışıdır. Kalifiye eleman eÄŸitimsiz yetiÅŸmez zannederim ( hoÅŸ her eÄŸitimli de iÅŸ bilir anlamına da gelmez ya).
Metropollerde de yaşanıyor
Kısacası, buralardaki birçok sorun, güzel ülkemin metropol ÅŸehirlerinde de yaÅŸanıyor. Sadece buralara has, tek bir unsur herkesin gözüne çarpıyor: Türkiye halkı, güzel Bingöl’ümün, ÅŸirin ilçemin adını hep terör haberleriyle duyuyor. Bu durumu göz önünde bulundurunca, bu insanlar ne yapsın diye soruyorum kendi kendime. Onlar buralarda yaÅŸamlarını devam ettirmeye çalışırken daha nice sorunlarla boÄŸuÅŸuyorlar. Bingöllü okul arkadaÅŸlarımdan biri, bir öÄŸrencime ÅŸunları söyledi:
“OÄŸlum annenler artık köye dönmeyi düÅŸünmezler. Somun ekmeÄŸine alışmışlardır, bırakıp gitmek, köyün sıkıntılarıyla uÄŸraÅŸmak istemezler.”
DüÅŸünün ki, kepekli ekmek yemenin ‘out’, somun (yöre insanının tabiriyle kepeksiz) ekmeÄŸin ‘in’ olduÄŸu bu trajikomik olayı, belki ÅŸaka maksatlı söylenmiÅŸ bu sözler beni düÅŸündürdü. Evlerini, topraklarını, kısacası yaÅŸamlarını köyde bırakıp ÅŸehir hayatında varlıklarını devam ettirmeye çalışan bu insanlar o kadar çok ki…
Ellerine geçen çocuk yardım parası, kömür yardımı v.b. gibi Sosyal Dayanışma Fonu yardımlarıyla sürdürülen bir yaÅŸam…
ÖÄŸrencilerimin çoÄŸunun velisi ya iÅŸsiz, ya da çalışmak için baÅŸka ÅŸehirlere gitmek zorunda kalmış. Ya babaları, anneleri ölmüÅŸ, öksüz ve yetimler…
Farkında mısınız “ya”ları bitirmek de zor.
Ya sakat, ya çalışamayacak durumda, ya üvey anne, ya üvey baba, ya da akraba elinde korunmasız, ümitsiz, hayalsiz…
Vali’nin yaptığı doÄŸru deÄŸil
Yine söylüyorum, bunlar Türkiye’nin belki bazı yerlerinde de yaÅŸanan sorunlar. Sadece Bingöl’e has deÄŸil. Ama ÅŸu gerçek ki, kimsenin, birkaç kiÅŸi yüzünden Bingöl’ü yargılamaya hakkı olamaz. Bu yüzden sayın valinin Bingöl için söylediklerini doÄŸru bulmadım. Zaten kötü bir imajla tanınan, saf ve temiz insanların yaÅŸadığı bu toprakları, buranın Valisi olarak bu ÅŸekilde yerden yere vurması üzüntü verici.
Sayın Valim, lütfen burası için çalışın, yatırımlar yapılması konusunda ön ayak olun. Siz devletimizi temsil eden en yetkili mercisiniz. Lütfen bunun farkında olun ve pozitif bir yaklaşımla burada görev yaptığınız sürece bu insanlara yardımcı olun.
Onların bedavacılığından, rantçılığından ve devleti dolandırmalarından ÅŸikâyet etmek yerine bu sorunu çözün ve gerçekten ihtiyaç sahiplerini belirleyecek bir ekip oluÅŸturun. Åžayet bunu baÅŸaramıyorsanız sorunları çözme konusunda umursamaz olduÄŸunuzu anlarız. Tabii ki, kolay deÄŸil. Bu sorunlar sihirli bir deÄŸnekle birden çözülebilecek cinsten deÄŸil (gerçi sihirli deÄŸnek olsa belki denerdiniz).
Yazıcıoğlu gibi Vali lazım
Bingöl’ün ve belki de Türkiye’min tüm illerinin yöre halkıyla özdeÅŸleÅŸmiÅŸ rahmetli Recep YazıcıoÄŸlu gibi insanlara ihtiyacı vardır. Yılmadan, var gücüyle elinden geleni yapmak… İşte budur yaÅŸamın anlamı…
Mektubumun başında, zaman, zaman ideallerimden kopma noktasına geldiÄŸimi söylesem de yine de vazgeçemiyorum. Kendimi önemli hissettiren, öÄŸrencilerimin gözlerindeki ışıltıdan baÅŸka hiçbir ÅŸey deÄŸil. Onları çok seviyorum. İnsanlığı olan ve insanlık için mücadele eden herkesi, din, dil, ırk, bölge, ÅŸehir, ilçe, köy v.b. ayırt etmeksizin seviyorum.
Dünyanın ve yurdumun tüm insanlığını kaybetmemiÅŸ insanlarına saygılarımla…
Ramazan GÜNTAY
ramazan.guntay@gmail.com
Başlık: İsdihdam Sahaları...
Tarih: 04-28-08