Düşün
Ergene için plan yapma vakti geçti
şimdi harekete geçme zamanıdır
Sevgili dosum, uzunca bir süredir sana yazamadım, kusura bakma. İş hayatındaki olumsuzluklar, günlük yaşamdaki aksaklıklar, yaşadığım stres ve gerginlikler beni yazmaktan alıkoydu. Bunun için özür dilerim. Oysa yazacak o kadar çok şey var ki, ne yazacağımı da bir türlü bilemedim. Siyaset konusunda yazmayı sevmediğimi biliyorsun. Çünkü bizde siyasetin zemini çok kaygan bir hale geldi. Bu yüzden kayıp da bir yerlerimi kırmamak, birilerini yıkmamak için uzak durdum, duruyorum.
Neredeyse uyuşturucu cenneti olduk
Öte yandan bir de bakıyorum ki, toplumsal hayatımızda da olumsuzluklar almış başını gitmiş. Son 15 gündür haberleri takip ettiğimde şaşırıp kalıyorum. 33 yıllık gazetecilik yaşamım boyunca hiç bu kadar yoğun uyuşturucu kaçakçılığı olayı ile karşılaşmamıştım. Hemen her gün birkaç yerde ya eroin, ya esrar yakalanıyor. Cinayet olayları ise aldı başını gidiyor.
Çevre kirliliği ise, tam bir felaket haline geldi. Ormanlarımız yok oluyor, ekilebilir alanlar, ekilemez hale geliyor, akarsularımız zehir saçıyor. Akarsularımız dedim de yine aklıma Ergene Nehri geldi.
Sevgili dostum, biliyorsun Ergene Nehri’nin kirliliğinin neden olduğu olumsuzlukları birkaç kez gündeme getirmiştik. Ve acilen tedbir alınmadığı takdirde Ergene Ovası’nı tamamen kaybedeceğimizi, sorunun bir süre sonra uluslar arası bir sorun haline geleceğini yazmıştık.
Uzunköprü’den yetkililer ve kentin ileri gelenleri geçtiğimiz günlerde Ankara’ya gitmişti. Sorunlarını dile getirdiler ama sadra şifa bir cevap aldıklarını sanmıyorum.
Sanırım boşa kürek çekiliyor
13 Ocak 2009 günü ajanslara bir haber düştü. “Ergene Havzası Revizyon Çevre Düzeni Planı Değerlendirme Toplantısı” başlığıyla. Haberi dikkatle, hatta birkaç kez okudum. Ama orada da bir şey bulamadım. Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirme ve Planlama Genel Müdürü Fevzi İşbilir ile Yıldız Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emre Aysu’nun açıklamaları yer alıyordu haberde. Bence haberde doğruları anlatan sadece sayın Aysu’nun açıklamalarıydı.
Sayın İşbilir bir sürü teknik olay anlatıyor. Söylediklerinin tek gerçek tarafı 1980’li yıllarda İstanbul rahat nefes alsın diye sanayinin bölgeye kaydırılması ve bu kaydırma sırasında hiçbir plan veya programın yapılmamasıydı. Bu doğru. Sanayi bölgeye kaydırıldı ama vereceği zararlar ve bunların nasıl önleneceği konusunda hiçbir işlem yapılmadı. Bunun sonucunda da o güzelim tarım arazileri birer birer verimliliğini kaybetti. İşbilir’in anlattıkları belki fayda getirecek ama onları hayata geçirene kadar da Trakya tamamen bitecek.
Büyük bir tehlike var
Prof. Dr. Aysu ise açıklamasında asıl korunması gerekenin “yüzde 80 verimli topraklar” olduğunu belirterek şu açıklamalarda bulunuyordu:
“Kocaeli sanayi açısından dolduğu için orada yer yok. Sonuçta bazı şeyleri Trakya bölgesine aktarmak istiyorlar. Mesela limanlar gelecek. Limanlar gelince lojistik geliyor. Silivri’de 2 milyonluk nüfus oluşturma eğilimi var. Bunları hepsi burayı tetikleyecek. Üstelik Kırklareli’ne de Çerkezköy gibi bir sanayi konulunca Kırklareli de Çorlu ve Çerkezköy gibi yaşanmaz hale dönecek. Böyle bir tehdit var, böyle bir tehlike var.”
Sanayinin ille de Trakya’da veya İstanbul’da olmak zorunda olmadığını kaydeden akılcı bir çözüm önerisinde bulunuyor:
Doğu’ya, Güneydoğu’ya kaydırın
“Sanayi başka yerde olsun. Niğde, Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu var. Oralarda istihdam sıkıntısı var. Oralara gidilmeli. Bölgesel anlamda plan yapılıyorsa neden Trakya? Trakya, Türkiye coğrafyasında korunması gereken bir bölge. Bu bağlamda su ve toprağın korunması lazım. Çünkü bu ülkenin bunlara ihtiyacı var.”
Prof. Aysu, hazırlanan 1/100000 ölçekli Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Revizyon ve Çevre Düzeni Planı’nın ihtiyaca cevap vermekten uzak olduğunu, planın İstanbul’un çevre düzeni planının bir uzantısı olduğunu söylüyor.
Evet, sevgili dostum, nitekim dediğim gibi Ergene can çekişiyor. İnsanlar ürettiklerinin karşılığını alamıyor. Buradaki sorunun behemahal çözülmesi gerekiyor. Planlarla programlarla uğraşılıp zaman kaybedilmemeli. Gerekiyorsa kirliliğe neden olan fabrikalar, eğer arıtma tesislerini çalıştırmıyorsa derhal kapatılmalı. Bunu diyorum, çünkü aklıma başka bir çözüm gelmiyor. Yoksa yazıp çizmeyle, toplantılarla, bilmem nelerle bu iş sonuca ulaşmaz. Ulaşana kadar da Ergene’nin ruhuna Fatiha okumamız gerekir…
Ramazan GÜNTAY
ramazan.guntay@gmail.com