Ot ile gelen güzellik!
Televizyon programlarında zaman zaman bende karşılaşıyorum.
Ya da gazete veya dergi sayfalarında.
Bazen bir bitki bilimci olduÄŸunu söyleyen kiÅŸi konuÅŸuyor.
Bazen gıda bilimcisi ya da mühendisi olduÄŸunu söyleyen bir kiÅŸi.
Bazen ilkokulu dahi okumamış ama aileden bitki bilimci olduğunu ifade eden bir kimse.
Daha ilginci bazen de Doktor titri olan bir kimse konuÅŸuyor.
Tabiî ki herkes konuÅŸabilir.
Kimse kimsenin konuşmasını engelleyemez ama konu sağlık olunca biraz daha dikkatli olmak durumundayız.
Neden?
Çünkü saÄŸlık konusu hayatımızda her ÅŸeyden daha önemli bir konu.
‘’Åžu bitkinin yaprağını kaynatır ve suyunu sabah aç karnına birde yatmadan önce içerseniz mide kanseri diye bir problem ile hiç karşılaÅŸmazsınız!!!’’
‘’Åžu meyvenin kabuÄŸunu önce rendeleyip sonra kaynatıp sonra suyunu içerseniz astım denen bir sorununuz kesinlikle olmayacaktır!!!’
‘’Bademcikleriniz sürekli iltihaplanıyor diye sakın onları aldırmayın. Doktor dese bile aldırmayın. O bitkinin kökünü iyice temizledikten sonra yiyin. Aç ya da tok fark etmez ama günde 3 kez bir ay boyunca yiyin. Göreceksiniz artık bademcikleriniz hiç iltihap olmayacak ve sizde gereksiz yere bademciklerinizi aldırmamış olacaksınız’’
Bu tür konuÅŸmalara ben televizyonlarda defalarca rastladım.
Bu konuşmaların farklı versiyonlarını defalarca izledim.
Hatta aynı televizyon programlarında benimde konuk olduÄŸum canlı yayınlarda diÄŸer konuklardan benzer ÅŸeyleri defalarca tüm Türkiye ile birlikte ben de izledim.
Ben Doktorum.
SaÄŸlıkla ilgili söylenen her ÅŸey benim ilgimi ve dikkatimi çeker.
Ayrıca ben Estetik Plastik Cerrahi Doktoruyum.
Güzellikle ya da estetik ile ilgili söylenen her ÅŸey benim daha da dikkatimi çeker.
Aynı televizyon programlarında ya da gazete sayfalarında defalarca ÅŸunları da izledim, gördüm ya da okudum.
‘’Åžu bitkinin yaprağını kaynatır suyunu bir çay bardağı ile günde 2 defa içerseniz cildiniz gençleÅŸir, pürüzsüzleÅŸir’’
‘’Åžu bitkinin yaprağını kurutup sonra kaynatıp sonra suyunu içerseniz kırışıklıklarınız kaybolur. Günde 3 defa ve 1 ay boyunca içmeyi ihmal etmeyin’’
‘’bu bitkinin kabuÄŸunu soyun, sonra kendisini ezin ve sonrada başınızın kel bölgelerine sürüp üzerini eÅŸarp ile baÄŸlayın. Bunu 2 ay boyunca her gece yatmadan önce yapın. Göreceksiniz artık sizin için saç dökülmesi ya da kellik diye bir problem kalmayacaktır’’
Bu ve buna benzer konuşmaların yapıldığı sayısız televizyon programlarına katıldım.
Bu konuÅŸmaları yapan kimselerin sözleri sıradan vatandaÅŸlar tarafından dikkat ile izleniyor.
İnanıyorum ki bu konuÅŸmaların izlenme oranları da çok yüksek oluyor.
Muhtemelen çok rayting yaptıkları için bu tür kimseler televizyon programlarında çok fazla konuÅŸuyor ve görüÅŸlerini izleyiciye aktarıyorlar.
Yine muhtemeldir ki bazı meslektaÅŸlarımız yani doktorlarımızda benzer bir davranış içersine giriyorlar.
Bitkilerin mucizelerinden bahsediyorlar!
Bunların hastalıkların tedavisinde ne kadar faydalı ve yararlı olduklarından bahsediyorlar… vs.
Netice olarak bütün bunlar bir realite.
Her gün televizyon programlarında kanserin tedavisinde kesin! Etkili bitkiler,
GüzelliÄŸin ve saÄŸlığın kesin çözümü bitkiler!
Kelliğin tedavisinde kesin! Etkili bitkiler anlatılmaya devam ediliyor.
Hem de ilginç bir ÅŸekilde bazen doktor olan kimseler tarafından da benzer açıklamalara devam ediliyor.
Televizyon karşısında izleyen bir çık kimsede elinde kağıt ve kalem en ucuz yoldan yerinden bile kalkmadan en amansız hastalıkların ya da çözümü ilaçla bile olmaz diye bilinen bütün ciddi saÄŸlık problemlerinin çözümlerini not alıyorlar.
Şu saat itibarı ile bunlar yaşanmaya devam ediliyor.
Adına Alternatif Tıp vs gibi isimler de verilerek tıp kelimesi de uygun bir şekilde konuya iliştiriliyor.
Peki bu durumda yanlış olanlar nedir?
DoÄŸru olanlar nedir?
Kimlere inanacağız ya da inanmayacağız?
Bu programlara ya da bu programlarda konuÅŸanlara hangi açıdan yaklaÅŸacağız?
Halkın sağlığı ile direkt ilgili olan bu konularda doktorların pozisyonu ne olmalıdır?
Bitki ile kanser tedavi edilir mi?
Ot ile güzellik olur mu?
Sorular uzun ve konular önemli olduÄŸu için bir baÅŸka yazının konusu olabilir ancak.